bi' whatsapp konuşmasında, aslında çok da alakasız bi' konuda söylediğin bu cümle zihnimde hacminden büyük yer kaplıyor. senin, senle beni biz olarak görüp kurduğuna kendimi inandırdığım için olabilir.
aynı şeyi, 26 temmuz günü büyükada'ya giderken bindiğimiz vapurda da hissetmiştim. yaklaşık on kişi binilen vapurda, senle ben haricindeki sekiz kişinin alt katında, bizim ise üst katında adaya gittiğimiz vapur.
canım demiştin, simit istedi. simitçiden alacaklısıymışım gibi aldığım simitleri hatırlıyorum. şimdi anlıyorum ki; vapurun korkuluklarından denize bakarken martılara attığımız o simitler, o anın zekatıymış. o an zekatı farz olacak kadar kıymetli bir anmış.
ben, sen canım istedi deyince biraz heyecan yapmış olacağım ki, simiti biraz fazla almışım. yiyemediğimiz ve martılara attıklarımızdan artanları bana taşıtmıştın. ki daha sonra büyükada'da bisiklete binerken sen de benim cüzdanımı çantana koymuştun. eşitlemiştin yani durumu bi' nevi.
o günden kalan bir fotoğraf var. gerçi ben o fotoğrafı biraz kırpmış olabilirim, sadece biz varmışız gibi. mesele bu değil şimdi. o günden kalan bir fotoğraf var sonuçta. fotoğrafta sen varsın, ben varım, bisikletler var. senin bisikletinin sepeti var. sepette duran iki su şişesi var, ki suyu da ben istemeden içerim diye sen almıştın. şişelerin yanında çantan var. çantanda benim de cüzdanım var. cüzdanımın senin çantanda durması bana bugün bile doğa üstü bir olaymış gibi geliyor. belki de detay bile sayılmayacak kadar küçük olan bu şeyler birleşiyor birleşiyor, ortaya dünyanın bütün güzelliklerini kıskandıracak kadar güzel bir gün ortaya çıkarıyor.
sanki bi' yere giderken cüzdanımı hep sen taşıyormuşsun gibi. saçma ama insan avunmak istesin, avunacak şey muhakkak buluyor.
26 temmuz 2015, adaya on kişi gidilen ama bakınca sadece ikimize özel anları olan bi' gün olarak duruyor benim hafızamda. eminim ki; senin hafızanda herhangi bir yeri yok. ve o güne benzer bir günün, benzerini de geçtim, seni bi' daha görebileceğim herhangi bi' günün dahi yaşanma olasılığı çok düşükken aklıma şu cümle geliyor;
"hayatımın en mutlu anıymış, bilmiyordum."